BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM - Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

Dokunsalar ağlayacağımm

10/9/2007 ·

Dokunsalar ağlayacağım


‘İyi’ demek adettendir ya !
‘İyiyim’ dedim…
Değilim.


Anlatılması zor bir duygu içimde ki.
Her harf
Her kelime
Ve her cümle, olduğundan ya çok basit ya da daha karmaşık bir hale getiriyor dilime getiremediklerimi.


Birgün konuşmayı unutmak, sadece susmak istiyorum.
Birgün susmayı unutmak, olur olmaz konuşmak istiyorum.
‘Kime, neye konuşursan konuş’ diyorum…
Yeter ki susma!


Hiçbir söz yetmiyor, beni 'bana' anlatmama…
Dinleyemiyorum kendimi, acımadan içim…


Dokunsalar ağlayacağım bir ömür boyu…
Ve değseler hüznüme, döküleceğim parça parça…


Bir anlık değil, boğulduğum bilinmezlik.
Acısı çıkıyor sustuklarımın.
Oysa ben iyiyim görünürde !


Anlamını içime çeke çeke mutluluğa erişemiyorum...
Ya hep ben fazla geldim ya da hep bir şeyler eksik kaldı…
Şimdi iyi olan ne varsa, üzerine çizgi çekemediğim kırgınlıklar sarıyor dört yanını.
Ve ben,
İyi olmanın eşiğinde, korkulara kapılıyorum anlamadığım bir biçimde…
Sebebim yok.
Belki de çok…


Biliyorum;
Ben bile kendimi anlayamıyorken anlaşılmayı beklemek, hayalden de öte .


Ben kendimi,
Görmüyorum
Duymuyorum
Ve bilmiyorum…


Dokunsalar ağlayacağım bir ömür boyu…
Ve değseler hüznüme, döküleceğim parça parça…

Yorum (5) Yorum yaz!

Peygambere verilen söz...

5/9/2007 ·

Efendimizin mescidde oturduğu bir gün bbir adam geldi ve mahcup bir şekilde :Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah huzuruna gelmeye yüzüm yok der. Efendimiz sebebini sorunca

- Ya Rasulallah ben kumar oynarım, zina ederim bide yalan söylerim dedi.

Efendimiz adama bunların hepsini terketmesini söyler ancak adam hepsini birden terkedemeyceğini ancak bir tanesini terketmenin nefsine zor gelmeyeceğini söyledi. Efendimizde ona "Yalan söyleme" buyurdular.

Adam evine vardı, gece tam yatacağı sırada kumar arkadaşları kapısına geldi. Tam onlarla yola koyulurken efendimize verdiği söz aklına geldi. Sabah namazında kendisine dün kumar oynadın mı derse ne derdi? Yalan söyleyemezdi o anda içine düşeceği mahcubiyeti
farketti ve geri evine döndü.

Biraz sonra diğer arkadaşları ahlaksız bir kadınla kapına geldiler. Adam gene tam gideceği sırada aklına efendimize verdiği söz geldi ve geri evine döndü.

Sabırsızca sabah ezanını bekledi. Ezan okununca hemen mescide koştu. Mescide girince efendimizin kendisini mütebessim bir çehreyle karşıladı. Namaz sonrası efendimizin yanına geldi ve "Ya Rasulallah sen bir tanesini terket dedin vallahi ben hepsini terkediyorum." dedi.

Yorum (1) Yorum yaz!

Eğer yalancı isen

5/9/2007 ·

'İsrâiloğulları'ndan abraş (cilt hastası), kel ve kör üç kişi vardı. Hz. Allah bu üç kişiyi imtihan etmek istedi de kendilerine bir melek gönderdi. Melek abraşa geldi ve:
' Hangi şey sana daha sevimlidir? diye sordu. Abraş:

' Güzel vücut, güzel ten ve halkın iğrendiği abraşlığın benden giderilmesidir, dedi. Melek onun vücudunu sıvazladı, hemen çirkin manzarası gitti; kendisine güzel bir renk, güzel bir ten verildi. Melek yine sordu:

' En çok hangi maldan hoşlanırsın? Abraş:

' Deve'den, dedi. Ona, on aylık bir dişi deve verildi. Melek:

' Allah bu deveye senin için bereket kılsın, diye duâ etti.

Sonra melek kel'in yanına geldi ve ona:

' En çok hangi şeyi istersin? diye sordu. Kel:

' Güzel saç ve halkın tiksindiği şu kelliğin benden gitmesini, dedi. Melek onu da sıvazladı, kelliği gitti; kendisine güzel bir saç verildi.

Melek tekrar sordu:

' Hangi mal daha çok hoşuna gider? Kel:

' Sığır, dedi. Ona da yüklü bir inek verildi. Melek:

' Allah bu inekte senin için bereket kılsın, diye duâ etti.

Daha sonra melek, kör'ün yanına geldi ve ona da sordu:

' Hangi şey daha çok hoşuna gider?

' Allâh'ın, gözümü bana iâde buyurup insanları görmem, dedi. Melek onu da sıvazladı. Allah Teâlâ da ona gözünü iâde buyurdu. Melek:

' Hangi mal daha çok hoşuna gider? dedi. Kör:

' Koyun, diye cevap verdi. Ona da kuzulu bir koyun verildi.

Bir müddet sonra deve ve sığır sahiplerinin bu hayvanları yavruladı, koyun sahibinin koyunu da kuzuladı. Öyle ki; deve sahibinin bir vâdi dolusu devesi, sığır sahibinin bir vâdi dolusu sığırı, koyun sahibinin de bir dere dolusu koyunu oldu... Derken bir zaman sonra o melek, ilk görüştüğü andaki sûret ve hey'etinde abraş'a geldi:

' Ben yoksul bir adamım, dedi, yolculuğum esnasında maişet imkânlarım kesildi. Bugün gitmek istediğim yere varmam, ancak evvelâ Allâh'ın, sonra da senin sâyende olacak. Sana güzel renk, güzel ten ve bolca mal veren Allah hakkı için, ben senden bir deve istiyorum ki, yolculuğumda (gitmek istediğim yere) onun sırtında varayım. Abraş:

' Hak sahipleri çoktur (yardım edilecek pek çok yer var, sana verecek malım yoktur), dedi. Melek:

' Ben seni tanıyor gibiyim. Sen halkın tiksindiği abraş değil misin? Sen Allâh'ın (sonradan) servet verdiği fakir değil misin? dedi. Abraş:

' Ben bu mala ancak ata'dan ata'ya intikâl ile vâris oldum, dedi. Melek:

' Eğer iddiânda yalancı isen, Allah seni eski vaziyetine çevirsin, dedi.

Sonra melek (ilk görüşmelerindeki) sûret ve hey'etinde kel adama geldi. Ona da abraş'a dediği gibi dedi. Kel de abraş gibi reddetti. Melek:

' Eğer yalancı isen, Allah seni önceki hâline soksun, dedi.

Daha sonra melek (yine ilk görüşmelerindeki) sûret ve şekliyle kör'e geldi ve dedi ki:

' Ben yoksul biriyim; yolda kaldım, yolculuğum esnasında maîşet sebeplerim kesildi. Bugün gitmek istediğim yere varmam, önce Allah, sonra da senin sâyende olacak. Sana gözünü iâde eden Zât hakkı için, senden bir koyun istiyorum ki; yolculuğumda onun (sütünden gıdâlanarak) memleketime varayım.

Bunun üzerine o adam:

' Dilediğin kadar al, dilediğin kadarını da bırak. Vallâhi bugün, Allah için alacağın hiçbir şeyde sana güçlük çıkarmayacağım, dedi. Melek de:

' Malın sana kalsın. Siz imtihan olundunuz. Senden râzı olundu (hoşnut kalındı), diğer iki arkadaşına da gadap olundu, dedi.

Mevlâmız, cümlemizi cimrilik ve nankörlük illetlerinden uzak eyleyip, hayır ve hasenatta yarışan ve zâtına dâima şükreden kullarından eylesin. Âmîn...

Yorum (0) Yorum yaz!

sevgiler ihmale gelmez!!

5/9/2007 ·

Bazen sevdiklerini ihmal eder,
Gaflete dalar insan.

Oysa O'nsuz anlamsız olduğunu düşündüğün,
Sahip olduğun en büyük armağanım dediğin,
Başının tacını ihmal eder mi hiç insan?

Kişi sevdiğiyle beraberdir..
Öyle ya.. Sen neden değilsin?
Yoksa yeteri kadar sevmiyormusun?
Hayır... diye haykırıyorsun,
Sewiyorum, sewiyorum..
Başımın tacını, hayatıma anlam veren, en büyük armağanımı nasıl sevmem!
Peki neden her an sevdiğinle değilsin?

Sevgi sözde olmaz bunu çok iyi bilirsin!
Sevgi ihmal edildi mi, o çok güçlü dediğin bağları zedeler..
Oysa nasıl da korkarsın sevdiğinden ayrı kalmaktan,
O'nsuz kalınca neleri yitireceğini düşünmek korkutur seni.

Hemen buluştuğunuz anları, o senin için en anlamlı olan anları düşünürsün..
Şükredersin, O'na sahip olduğun için,
İhmal ettiğinin farkına varırsın..
Oysa.. sevgi ihmale gelmez bilirsin,
Peki neden her an O'nunla değilsin?

Şimdi kaybetme korkusu sarsın bedenini..
Gaflete dalıp ihmal etme başımın tacı dediğini,
Sevgi ihmale geldimi o çok güçlü sandığın bağları zedeler,

Şimdi ayrılık korkusu sarsın bedenini..
Vakit.. sevdiğin için birşeyler yapma vakti..
O'na olan sevgini her an yanında olarak, kıymetini bilerek gösterme vakti..

Haydi kalk..
Gafletten uyan..
O'na sımsıkı sarıl..
Sahip olduğun için şükret..
O'nu birdaha kaybetmemek için söz ver kendine..

Eğer gerçekten seviyorsan
Haydi kalk..
O'nun için hazırlan..
Birazdan O'na kavuşacağın için heyecanlanmalısın
Kavuştuğun için mutlu olmalı..
Ve artık herşeyi Sevdiğin için göze almalısın..
Şimdi vakit.. aklını başına alma zamanı..
Kavuşma zamanı...

Haydi kalk..
O'nun için hazırlan..
Duyuyormusun? Ezanlar da okunuyor..
Haydi hazırlandıysan..
Başının tacı, hayatına anlam ve yol veren,
Seni Sen yapan,
Yaradan'ın sana o en büyük armağanı Namaz'ına sımsıkı sarıl..

Ve unutma..
Sevgiler ihmale gelmez..
Kaybedersen yitireceklerinden korkuyorsan eğer,
Haydi kaybetmeden sarıl sevdana..
Haydi sarıl Namaz'ına..
Haydi sarıl kurtuluşa


                                                               in$irah(resulkokulu.net)


Yorum (3) Yorum yaz!

Zikir meclisleri

4/9/2007 ·

Allah (cc)2ün bir takım melekleri vardır ki,yollarda dolaşıp zikir edenleri ararlar,Allah(cc)'ı zikreden bir topluluk buldukları zamanigöreviniz başına gelin,diye çağrışırlar.Hemen o ikredenleri kanatları ile aşağı dünyaya kadar çevrelerler.Gerçeği meleklerden daha iyi bilen Allah(cc) onlara sorar

-Benim kullarım ne söylüyor?Melekler:-Seni tesbih ediyorlar,seni yüceltiyorlar,sana hamdediyorlar,senin şanını yüceltiyorlar,derler.Allah(cc) buyurur:

-Okullarım beni gördüler mi?Melekler:-Hayır,vallahi,seni görmemişlerdir!derler.Allah teala meleklere sorar:

- Acaba beni görmüş olsalardı ne yaparlardı? MELEKLER: - Eğer seni görseydiler sana daha çok ibadet ederlerdi,seni daha çok yüceltirlerdi ve seni daha çoktesbih ederlerdi,cevabını verirler,Allah(cc) sorar:

- Benden ne istiyorlar.Melekler:-Senden cenneti istiyorlar,derler.Allah (cc) sorar:

- Onlar cenneti gördüler mi? Melekler :-Hayır,vallahi cenneti görmemişlerdir!cevabını verirler.Allah(cc) mneleklere sorar:

- Cenneti görseler nasıl olurdu? Melekler :-Eğer cenneti görmüş olsalar ,cennete çok daha haris olurlardı,onu daha çok ararlardı ve daha çok ona rağbet ederlerdi,cevabını verirler.Allah(cc) meleklere sorar:

-Hangi şeyden onlar Allah(cc)'a sığınırlar?Melekler:-Cehennemden derler,Allah(cc) sorar:

-Onlar cehennemi gördüler mi? Melekler:- hayır,vallahi onu görmemişlerdir,derler.Allah sorar:

- Cehennemi görmüş olsalardı,ne yaparlardı?Melekler:-Onu görselerdi,ondan çok daha fazla kaçarlardı,ondan daha çok korkarlardı.Allah(cc) buyuruyor

-O halde ben sizi şahid tutuyorum ki,ben onları bağışladım.Meleklerden biri derki:-Bunlar arasında falanca kimse vardır ki kendilerinden (zikredenlerden) değildir,yanlarına bir iş için gelmiştir.Allah teala buyuruyor:Onlar zikir meclisinde) oturanlardır ki,meclislerinde bulunan mutsuz olmaz(nasipsiz kalmaz)

(Ömer Ziyaüddin Dağıstani(rh.a.),Zübdetü'l Buhari,656.s.)

selam ve dua ile

Yorum (0) Yorum yaz!

beni nasıl seviyorsun ?

3/9/2007 ·

Nasil seviyorsun?

Hz.Aişe, peygamberimizle yeni evlenmişti.eşinin kendisini sevip sevmedigini merak etmekteydi.ya da kendisini ne kadar ve nasil sevdigini..

Aişe bu düşüncesini peygamber efendimizle konusmadan edemedi.
“ey allah’in resulü,ben seviyor musun?”

“evet,ya aişe tabi seviyorum!”.

Aişe dahasini da merak ediyordu.acaba nasil seviyordu? Hemen sordu.

“beni nasil seviyorsun?”

peygamberimiz sevgi şeklini tanimladi eşine;

“kördüğüm gibi.”

bu cevap hz. Aişe’yi cok sevindirdi.çünkü kördügüm acilamazdi.açilmayan, bitmeyen sirli bir sevgi demekti.

Alacagi cevap onu çok mutlu ettigi için, Hz. Aişe kadinca br ihtiyaçla Sık Sık sorardi:

“ey allah’in resulü, kördüğüm ne alemde?”
peygamberimiz, aişe’yi memnun eden cevabi verdi her defasinda:

“ilk günkü gibi…”

Yorum (0) Yorum yaz!

sevgi söz değil özdür.

3/9/2007 ·

Sevgi söz değil özdür.

Sevgi söz değil özdür. Sevgi kağıda yazılmaz, kalbe kazınır. Sevgi, ya var, ya da yoktur. Biraz var, biraz yok olmaz. Sevginin tam tarifi yapılamaz. Çünkü sevgi sadece akılla kavranmaz. Çünkü sevgi, kalpten kavranan ve yaşanan bir güzelliktir. Bu sebeple de, kalpsizlerin, merhametsizlerin ve maddecilerin sevgiden söz etmeye hakları yoktur. Hem dünyanın peşinde olacaksın, maddi kazançların ince hesapların içinde kaybolacaksın, hem de sevgiyi yaşayacaksın, olur mu?

Böyle biri ancak sevginin sözünü edebilir, özünü ne bilir, ne de bildirebilir... İşte bu yüzden çağımız, sevginin çok yazıldığı, çok söylendiği bir zaman dilimi haline gelmiştir .. Zira, yaşayan azaldıkça, sözünü eden çoğalmaktadır. Sevgi anlatılamaz, yaşanır. Sevgiyi yaşayamayanlar hep anlatıyorlar, sürekli ondan söz ediyorlar. Bu ya bir sahteciliktir, ya da yaşayamadığına hasretlenmek, hatta hasetlenmek... Bu durumda ortaya çıkan sevginin sömürülmesi, içinin boşaltılmasıdır.

Söylenen ve yazılan, yürekten taşan ve içte taşınamayandır.
Böyle olduğu içindir ki, Akif merhum bile, "Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarım" diye dertlenir. Sevgiyi asıl söyleyen, bedenin bütünüdür. Çünkü insanın içini gerçek anlamda sevgi donatırsa, bütün vücut ruhun dili olur. Sevgiyi yaşayan aldığı nefes, attığı adım sevgi olur. Sevgi ayrı ve özel bir eylem olarak görünmez sevende... Çünkü onun her işi, her sözü, her özelliği sevgiden ibarettir. Sevgi insanı, ekmeksiz, susuz, hatta havasız yaşar ama, sevgisizliğe dayanamaz. Onun ekmeği, suyu, havası sevgidir. Böyle olunabilir mi diye düşünen, böyle olamaz. Sevgi pazarlıkla var olamaz. Sevgi, çıkar hesaplarıyla, verme alma planlarıyla yaşamaz. Çünkü sevgi, fedakarlıktır.
Sevgi, sevdiğinde fani olmaktır. Sevgi, sevdiğinin, "Hadi! Dediğinde, "nereye?" diye sormamaktır. Böylece sevmeyen ve böylesine sevilecek olanı bulmayan, sevginin uzağındadır. Öyleyse, en çok sevilmesi gereken, bu muhteşem duyguyu yoktan yaratıp yüreklerimize hediye edendir. En çok sevgi, sevmeyi bize öğretene olmazsa, sevgiye saygısızlık yapılmış olmaz mı? En çok Allah'ı sevmemek, sevginin öz kaynağından koparılmasıdır.

Kaynağından koparılan sevgi, sevgi olmaktan çıkıyor. Her şeyin sahtesi kötüdür, çirkindir, çekilemez ama, sevginin sahtesi, ne yenir, nede yutulur. Sevginin sahtesi hiçbir şeye benzemez. Çünkü sevgi samimiyetle mayalanmadan kendisi olamaz, varlığını bulamaz, özelliklerini kazanamaz. Böylesine bir yokluktan bir sevgi edebiyatı çıkıyor. Tumturaklı sözlerle sevgi anlatılıyor. Ne ki çok anlatıyorsun, o az yaşanıyor demektir. Hani bir Allah Dostu'nun şu sözünde olduğu gibi: "-Ben, Allah'ı hatırlamaktan utanırım. Çünkü, her hatırlama bir unutmadan sonradır." Ne ki, anma günlerinin konusudur, demek ki unutulmaya yüz tutmuştur. Bizim sevgi geleneğimizde, sevginin sözü çok edilmez. Çünkü, 24 Saat yaşanan bir güzellik, dillerde dolaşmaya muhtaç değildir. Sevgi bakıştır. Sevgi, selamdadır. Sevgi, tebessümdedir. Sevgi, hatır soruştadır. Sevgi, yardım ediştedir.
Sevgi, bazan bir geçmiş olsunda, bazan da bir teselli tavsiyesindedir. Sevgi, pişirilen yemektedir. Sevgi, "Hoşgeldin" de, "Güle Güle" de, "Allaha ısmarladık" tadır. Yürekte gerçek sevgi gerçekten varsa, herşey sevgidir. Görünüşe, etkisi, hissi ne olursa olsun herşey sevgi olur. Ve seven sevdiğine, "Senden gelen başım gözüm üstüne" der.
Sevgi,kal değil,hal işidir. Sevgi,ruhun dilidir. O konuşmaya başladı mı,öteki diller susar. Konuşsalar da ,sesler,sözleri duyulmaz olur.

Sevginin olduğu yerde, atmosfer sevgiden ibaret hale gelir. Kurt ve kuş sevgiden başkasını bilmez olur. Sevgi,intisap sırrıdır. Ait olduğu kaynağı keşfettiğinde,kanatlanır,kanatlandırır. Kabına sığmaz olur. Dolar taşar,gizlenemez bir muhabbet coşkunluğu ile çevresini kuşatır.

İnsanlığı sevmek, insan olmanın gereğidir. İnsanlığı bize bağışlayan ve bilinçli sevmeyi öğreten Rabbimize ne kadar şükretsek azdır.

Çevremizde varlığını hissettiğimiz her şey, O'ndan eserdir diye seviyoruz. Ve yarattığı her şeyle dostluk kuruyoruz, kardeş oluyoruz...Canlı cansız bütün varlık dünyasıyla birleşip bütünleşiyoruz. Birlik dünyası, dirlik dünyasıdır.Yaratıcının birliği etrafında bir ve beraber olmuş varlığı tutan, dengeleyen, düzenleyen "sevgi"dir... İşte bu sevgiyi yaşamak, insanı mutlu, huzurlu ve iştiyaklı kılıyor. Yaşama sevinci bu sevgiyle kalplere doluşuyor. Bu sevgi, üzüntünün ilacı ve mutluluğun mayasıdır.
Vehbi Vakkasoğlu

Yorum (1) Yorum yaz!

H.Z MUHAMMED (S.A.V)

22/6/2007 ·


Biri görünüyor uzaklardan...
Hava sisli ve puslu, seçilmiyor hiç bir suret...
Gözlerim efendime hasretliği anlatırcasına nemli...
Bakıyorum uzaklara, görünmeyen sureti seçmek için...
Gözlerimi kısıyorum, kısdıkça nemler tomurcuk olup dökülüyor bir bir..
İki cihanın efendisine akıyor ne de olsa diyorum ve bir tomurcuğa bile dokunmuyorum.


Biri görünüyor uzaklardan...
O göründükçe içim titriyor, yüreğim ısınıyor...
Etraf nurlanıyor ve gözyaşlarım her saniye daha da artıyor.
"Bu efendim mi acaba" diyorum ve koşmaya başlıyorum.
Koşuyorum, koşmasına ama bir adım bile yaklaşamıyorum ona...
Yoruluyorum ve düşüyorum sahra çöllerinine doğru...

Biri görünüyor uzaklardan....
Yiğit mi yiğit birine benziyor, beyaz bir atın üzerinde...
Öyle uzaklardan bana bakıyor, sanki bakışları nakış nakış içime işliyor.
Ben ise eteklerimin kenarlarını sıkarak ve gözyaşlarımla;
"Efendim beni de al yanına, bu gözler sana hasret"
"Bir kere olsun göreyim o cemaailini, nurundan kör olacaksa olsun bu gözlerim
Bir kere bile şikayet etmem sana".....


Biri görünüyor uzaklardan....
Sahra çöllerinde bir ben, bir de efendimiz var sadece...
Kolunu kaldırıyor ve parmağıyla beni gösteriyor.
Ayağa kalkıyorum, ama öyle yorumlmuşum ki ayakta duramıyorum.
Su yolunu gösteriyor bana, ezan sesleri geliyor o anda her bir yanda...
Sanki abdest al da, namazını kıl der gibi...


Biri görünüyor uzaklardan...
Öyle namaz kılına kadar beni izleyen biri o...
Namazım bitiyor, sisli ve puslu hava biraz durulaşıyor...
"Evet" diyorum, gözyaşları içinde....
"Bu efendimiz" diyorum gözyaşalarımın her bir damlası dudklarımda..
Selamlar olsun sana Ey Resul...Selamlar olsun sana Ya Nebi"...
Şükürler olsun sana Ey Rabbim, gözlerim kör olacaksa olsun artık bu saatten sonra...
Gözlerim bu hasretliği yok etti ya ne de olsa...
Anam da, babam da, bu gözlerim de feda olsun ona"....

Biri görünüyor uzaklardan...
Selamıma cevap verircesine el sallıyor...
Nedense yüzünde peçe var ve hiç konuşmuyor.
Beyaz atını şahlandırıyor ve kayboluyor sahra çöllerinden...
O gidiyor, o her gittikçe "dur, beni de al efendim" diyorum.
Belki de beni duyuyor, ama zamanını bekliyor.
Yer de bir kağıt var uçuşur gibi..
Neyin nesiydi ki az önce yoktu ortalık da...
Galiba efendimizden bana kalan tek şeydi bu kağıtta yazılan yazı...
Bakıyorum yazıya ve gözyaşlarına boğuluyorum o anda...
İçinde şu Hadis-i şerif bulunmakta:
'ALLAH'ı anarken, ALLAH korkusu ile gözünden yaş akana, kıyamette azap olmaz.'
HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

Yorum (0) Yorum yaz!

Yandım KUL oldum...Yandım KÜL oldum...Yandım GÜL oldum...

12/6/2007 ·



Ben kalbimi dünyanın dert duvarları arasında ezdirdim
Çok özledim sonsuz genişliğini secdelerin
Ben ruhumu zehir parmaklıklar ardında tutuklu bıraktım
Öyle çok susadım ki ilk tekbirin;dudağımdan içtiğim serinliğe
Ben bencilliğin dehlizlerinde ümitsizce
dolandım...dolandım...dolandım...
Öyle çok hasretim ki bir rukün kavsinde
Belimi kıran ayrılıkları göğe savurmaya
Ben ellerine cilveli kelepçeleri vurulmuş bir zavallıyım
Çok isterdim bir kıyamın kıyametinde
İçimdeki bütün kuşları dağlara uçurmayı
Ayaklarımı dar zamanların prangalarına kaptırdım ben
Öyle hasretim ki yalnız ve yalnız sana kul olmayı
Cümle dilenciliklerden kurtulmayı
Öyle hasretim ki göğsümde sakladığım kanadı kırık serçeleri
Rahmetinin yuvasına uçurmaya
Öyle çok hasretim ki yalnız ve yalnız sana muhtaç olmaya
İçimde saklı sancılı incileri rahmetinin kıyılarına savurmaya
ahdettim
Mülteci ellerimin ayazında ölmüş kelebekleri
Kudsi levhanın dokunuşuna emanet etmeye geldim
Ben gururun mahkumuyum...
Ben gerçeğin kaçkınıyım...
Ben günahın tutsağıyım...
Ben isyan çöllerinin çorağına sürgün bir yetimim
Sevindir beni,sevdir,sevindir,sev,sevdiğini bildir...
Hüzünlerimi bir secdenin billur sularında erit ne olur
Ne olur korkularımı rahmetinin kucağında teskin eyle Sen
Ben sahte uzaklıkların sürgünüyüm...
Ben içine kalbimi sığdıramadığım dar vakitlerin küskünüyüm...
Öyle özledim ki seccademin alnımdan öpüşlerini...öyle özledim...
İşte huzuruna geldim ...
Şöyle başımı sokacak bir umudum olsun istedim
İstedim ki yüzünden menekşeler toplayacağım sonsuz ovalarım olsun
İstedim ki koşup koşabildiğim kadar
İçimde sakladığım bütün uçurtmaları rüzgarlara verebileyim
Ben sonsuz derinlikte uykuların yitiğiyim
Ben unutuş uçurumların dibinde unutulmuş bir cesedim
Ben benlik ve bencillik yabancılıklarında
Evine yol bulamayan bir yitirmişim
Çok özledim En Sevgilinin en çok sevdiği yerde durmayı
Öyle hasretim ki öyle muhtaçım ki
En Sevgilinin en çok sevildiği halde olmaya
Geldim...Huzuruna vardım...Geçtim kendimden...Kendime geçtim
Deldim benlik dağını...Yolda kaldı ferhat...Şirinin ben oldum
Yandı her yanım...İbrahimin oldum...Gül oldum...
Çöle verdim leylayı;aklı mecnuna sattım
Mecnun oldum yakınlığına geldim
Tüm uzaklıkları uzaklara savurdum keremini gördüm
Vazgeçtim aslıdan,gölgeden çıktım,aslına geldim...vaslına geldim...
Yandım KUL oldum...Yandım KÜL oldum...Yandım GÜL oldum...
Durdum namaza;Miracına geldim,niyazına durdum
Nazla beni ne olur...
En Sevgilinin durduğu eşikte durdum
Miracına geldim...Miracına geldim
Nazarında tut ne olur
Bakışınla sar beni,el üstünde tut,bırakma ellerimi...Bırakma...

SENAİ DEMİRCİ

Yorum (1) Yorum yaz!

Bu Duaya Amin Diyenlere Selam Olsun...

3/6/2007 ·

 



Ya Rabbi!
Eğer imanıma bir şüphe girmiş ben de ondan tövbe etmemişsem ihlasla derim ki : Allah'tan başka yaratıcı yok, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!
Eğer bilmeden Müslümanlığıma küfür karıştırmışsam, derim ki: Allah birdir, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!
Eğer Allah'ı birlememe şirk girmişse, ben de bunun farkında değilsem ihlasla derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!
Eğer bilmeden seni tanımamda yanlışım varsa derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!
Eğer bilmeden amelime riya ve kendimi beğenme duyguları karışmışsa derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!
Eğer farkında olmadan kalbime küçük ve büyük günahların fitnesi girmişse derim ki: Allah bir, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!
İmanımı gönülden tazeleyerek, ihlasla derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.
Ey diri olan!
Ey ebedi var olan!
Ey izzet ve ikram sahibi olan!
Ey gücün, şerefin ve büyüklüğün sahibi olan Allah'ım!
Halimi düzelt, işlerimi güzelleştir, beni bela ve fakirliğin acılarından koru, düşmanların şerrinden, şeytanın aldatmasından, nefsin arzularından, saptıranların saptırmasından beni koru ey Rabbim!

Ya Rabbi!
Beni çok ibadet eden salihlerden ve şükreden zenginlerden eyle; dini ve dünyevi bütün işlerimi düzene koy. Hayırlı nimetlerimi sonuna erdir.

Ya Rabbi!
Ömrümün son zamanlarında, ölüm anında kalbimi ve dilimi imanla doldur. Bana son anda; şehadet ederim ki, Allah birdir ve yine şehadet ederim ki, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O'nun elçisidir demeyi nasip et...
AMİN... YARABBİ AMİN YARABBİ AMİN YARABBİ AMİN.

Yorum (2) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »